Bugün sabah saatlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınması, Türkiye'deki demokrasi ve hukuk devleti anlayışını bir kez daha sorgulatıyor. Hukukun ve adaletin teminatı olması gereken bir dönemde, böyle bir gelişme, siyasi ortamın giderek daha otoriter bir yapıya büründüğünün açık bir göstergesidir.
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, "İktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet, hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler." derken, iktidarın bazen halkın menfaatlerinden sapabileceğine, bireysel çıkarların ön planda tutulabileceğine ve bu durumun siyasi yozlaşmaya yol açabileceğine dikkat çekmiştir. Atatürk'ün bu sözleri, siyasi iktidarın halk adına sorumluluk taşıyan bir güç olduğunu hatırlatırken, bu gücün kötüye kullanılmasının, ülkenin geleceği açısından ne denli tehlikeli olabileceğini vurgular.
İmamoğlu’nun gözaltına alınması, halk iradesinin yok sayıldığı, hukukun ve adaletin ayaklar altına alındığı bir tabloyu ortaya koymaktadır. Seçimle iş başına gelmiş bir belediye başkanının, hukuki bir dayanağı olmayan gerekçelerle tutuklanması, demokrasimizin temellerini sarsacak bir adımdır. Bugün, toplumun özgür iradesinin baskı altına alındığı, siyasal rekabetin ve eleştirinin suç sayılmaya başlandığı bir dönemdeyiz.
Atatürk'ün, "iktidar sahiplerinin şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebileceği" sözleri, adeta günümüzdeki yönetim anlayışını özetler niteliktedir. Bugün, iktidar sahiplerinin kişisel çıkarları ve siyasi emelleri, halkın talepleriyle örtüşmediği zaman, demokrasiye ve hukuka karşı büyük bir tehdit ortaya çıkmaktadır. İktidarın bu tür eylemleri, sadece bir kişiyi hedef almakla kalmaz, aynı zamanda bütün bir halkın özgürlüğünü, sesini duyurma hakkını ve demokratik yaşama olan inancını da zedeler.
Türkiye'nin temel değerlerinden olan adaletin, eşitliğin ve özgürlüğün korunması adına, bu tür antidemokratik uygulamalara karşı sesini yükseltmek, halkın en doğal hakkıdır. Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınması, Türkiye'nin geleceği adına hepimizin sorumluluğunu hatırlatmakta ve demokrasiye olan bağlılığımızı daha da pekiştirmemiz gerektiğini göstermektedir.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
bursatarafsiz.com
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Mehmet Yasin Soran
Hukuk ve İktidar Çatışması
Bugün sabah saatlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınması, Türkiye'deki demokrasi ve hukuk devleti anlayışını bir kez daha sorgulatıyor. Hukukun ve adaletin teminatı olması gereken bir dönemde, böyle bir gelişme, siyasi ortamın giderek daha otoriter bir yapıya büründüğünün açık bir göstergesidir.
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, "İktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet, hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler." derken, iktidarın bazen halkın menfaatlerinden sapabileceğine, bireysel çıkarların ön planda tutulabileceğine ve bu durumun siyasi yozlaşmaya yol açabileceğine dikkat çekmiştir. Atatürk'ün bu sözleri, siyasi iktidarın halk adına sorumluluk taşıyan bir güç olduğunu hatırlatırken, bu gücün kötüye kullanılmasının, ülkenin geleceği açısından ne denli tehlikeli olabileceğini vurgular.
İmamoğlu’nun gözaltına alınması, halk iradesinin yok sayıldığı, hukukun ve adaletin ayaklar altına alındığı bir tabloyu ortaya koymaktadır. Seçimle iş başına gelmiş bir belediye başkanının, hukuki bir dayanağı olmayan gerekçelerle tutuklanması, demokrasimizin temellerini sarsacak bir adımdır. Bugün, toplumun özgür iradesinin baskı altına alındığı, siyasal rekabetin ve eleştirinin suç sayılmaya başlandığı bir dönemdeyiz.
Atatürk'ün, "iktidar sahiplerinin şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebileceği" sözleri, adeta günümüzdeki yönetim anlayışını özetler niteliktedir. Bugün, iktidar sahiplerinin kişisel çıkarları ve siyasi emelleri, halkın talepleriyle örtüşmediği zaman, demokrasiye ve hukuka karşı büyük bir tehdit ortaya çıkmaktadır. İktidarın bu tür eylemleri, sadece bir kişiyi hedef almakla kalmaz, aynı zamanda bütün bir halkın özgürlüğünü, sesini duyurma hakkını ve demokratik yaşama olan inancını da zedeler.
Türkiye'nin temel değerlerinden olan adaletin, eşitliğin ve özgürlüğün korunması adına, bu tür antidemokratik uygulamalara karşı sesini yükseltmek, halkın en doğal hakkıdır. Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınması, Türkiye'nin geleceği adına hepimizin sorumluluğunu hatırlatmakta ve demokrasiye olan bağlılığımızı daha da pekiştirmemiz gerektiğini göstermektedir.